Ailem

Kişisel olarak çekirdek aileden hoşlanmıyorum ve geniş ailelerin bu ülkenin geleceğini kurtaracak çözüm olduğuna inanıyorum. “Birlikte Yaşamak” tan daha fazla insanı olgunlaştıran bir şey düşünemiyorum. Üstelik insanlık düşünce/deneyim mirasından en üst seviyede yararlanabilmek de ancak bu şekilde mümkün gibi geliyor bana. Ailemin herbir ferdi, yaşama sanatında kendimi geliştirmem için birer hoca, birer öğretmen benim için. Tıpkı okullarda olduğu gibi ülkenin değişik bölgelerinden gelip İzmir’deki evimizde bir aradayız. Birazımız Çanakkale’den birazımız Bolu’dan. İşte aile okulumun eğitim kadrosu;

Eşim Yeşim,

Oldukça kafiyeli bir başlangıç yapıyorum. Eşim Yeşim’de benim gibi bilgisayar yazılımı sektöründe çalışıyor. Deminden parmak hesabı yaptım ve tam tamına 18 yıldır birlikte olduğumuzu saydım :) Onsuz yaşadığım yaşam dilimi onunla yaşadığım zaman dilimine bu aylarda denk oluyor.

Eşim eğitimimden birinci derecede sorumlu, ailemizin sınıf öğretmeni diyebiliriz. Her konuda rehberlik, eğitim ve öğretim çalışmaları gerçekleştiriyor. Sosyal ilişkiler konusunda evimizin en becerikli üyesi olması nedeniyle, diğer insanlarla olan ilişkilerimizi genellikle eşim örgütlüyor.

Kızımızın engelini öğrendiğimizden kısa bir süre sonra Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği‘nde aktif bir şekilde çalışmaya başladı. Otizmle mücadele edilebilmesi için gereken sivil toplum örgütlenmeleri için de ciddi zaman harcıyor. Bazen kızımla beraber ihmal edildiğimiz bile oluyor :) Fakat geçen zamanda bu alanda oldukça ciddi mesafeler alındı ve verilen emeğe değdi sanırım.

Kızım Beril,

Kızım 10 yaşına girdi ve yaklaşık 8 yıldır, eğitimimle ciddi şekilde ilgileniyor. Başlarda eğitim konusunda gönülsüzdü ama 1.5 yaşı civarında konulan OTIZM teşhisi ile, çok yaman bir öğretmen olacağını çarçabuk ispatlayıverdi.

Yaşama dair algımın tamamen değişmesine neden olan kızım, zaman içerisinde hem bende hem de ailenin diğer bireyleri üzerinde oldukça ciddi değişikliklere neden oldu. Çaresizliğin ne olduğunu ilk ondan öğrendim. Beraberinde mücadele edilerek kazanılan küçük şeylerin bile ne kadar değerli olduğunu öğretti bana. Daha ondan öğrenilecek çook şey var.

Beril zeka seviyesi normal olan bir OTİSTİK. Bilgisayar ile “benim” diyebilme olanağı buluyor çoğu zaman. İyi bir PARDUS kullanıcısı. Multimedya için kullanıyor daha çok bilgisayarı. Genellikle gcompris ile yaptığı çizgi filmleri, film fragmanları ile birleştirip divx olarak cd ye yazıyor. Oldukça yetkin olarak kullandığı uygulamalar;

  • Pardus
    • xvidcap: Ekran yakalama uygulaması
    • gcompris: Çocuklar için eğitim uygulaması
    • GIMP: Sayısal resim işleme uygulaması
    • Firefox + Video Downloader: Web den klip indirmek için kullandığı bir uygulama
    • OpenOffice, Impress ve Kelime İşlemci
  • Windows
    • Windows Movie Maker: Video montajlama için
    • Microsoft Powerpoint: Slayt gösterileri için
    • Media Player: Oluşturulan video ları test için
    • GIMP: Ekran yakalama ve sayısal resim işleme için

Bu uygulamalarla zaman zaman 45 dakikalık montajlar bile yapıyor. Bununla birlikte sadece bir “Hoşgeldin” demek bile onu, koskoca bir filmi montajlamaktan daha fazla zorluyor.

Annem Şenduran BAYINDIR,

Ailemizin otoriter öğretmenlerinden birisi de eşimin annesi, Şenduran annem. Karşılıksız vermenin insanlar tarafından da gösterilebilen bir davranış olduğunun canlı ispatı gibidir. Evin içinde atom karınca gibi yerinde duramaz sürekli çalışır ve her zaman söylenir.

Yaz tatillerinde Çanakkale’ye gittiklerinde ev öylesine sessizleşiyor ki, evin tadı da tuzu da kalmıyor. Gençliğinde bir dönem muhasebeci olarak çalışmışsa da, Cahit babamın öğretmen olması ve tayinleri dolayısıyla zaman içinde çalışmaya fırsat bulamamış ve kendini ev hanımlığında yetiştirmiş bir hocamdır. Yemek yapma konusunda kayınvalidesinden el aldığı rivayetleri dolaşmaktadır.

Babam Cahit BAYINDIR

Cahit babam hayatını yeni nesilleri yetiştirmek için harcamış bir ilkokul öğretmenidir. Tanıdığım pekçok öğretmen gibi şiir onun için oldukça önemlidir. Yazdığı şiirleri bir sitede yayınlamak istiyorum ama henüz şiir defterini ele geçirebilmiş değilim.

Dengeli davranmak ve kendi tabiriyle “Görev Adamı” olmak konusunda ailemize rehberlik yapıyor. Evimizin yegane sigara tiryakisi. Ev içi sigara içme yasağı nedeni ile biraz muzdarip. Bütün çabalarımıza rağmen önünü bir türlü alamadığımız bir sorun bu. Şu sigarayı bir bıraktırabilseydik….

Annem Kadriye ZORLU

Annem, beni yetiştirip hayat okuluna kaydımı yaptıran hocamdır. Babamın uzun yol şoförü olması nedeni ile hem babalık hem de annelik yapmıştır. Üç kardeş bizleri ve bir de babam olmak üzere dört çocuk büyütmüştür. En problemli çocuk her zaman en büyük çocuk olan babam olmuştur uzun yıllar.

Problemlere pratik ve acil çözümler bulmakta üstüne yoktur. Her anne gibi çocukları yanında yöresinde olsun ister. Buna karşın ablam Adana’da ben de İzmir’deyim. Çoğu zaman istediklerimiz olmuyor değil mi…

Babam İsmail ZORLU

Babam, çalışmanın ne demek olduğunu bana öğreten en önemli öğretmenlerimden biridir. Çok sancılı da olsa, eziyetli de olsa doğruluk ve dürüstlükten taviz vermeksizin de yaşamın yaşanabileceğini göstermiştir. Bir tır kabininden hayatın nasıl göründüğünü ondan öğrendim. İnsanın, ne kadar da dayanıklı yaratılmış olduğunu yine onda gördüm, ondan öğrendim.

“Gece gündüz çalışmak” deyiminin bir klişe olmayıp pratikte uygulanmakta olduğunu da ondan öğrendim. Uzun yol soförlüğü süresince, neredeyse 40 yıl hayatı yollarda geçmiş olan hocam, nihayet derslere kaldığı yerden devam etmek üzere emekli olmuştur. Yılın belirli dönemlerinde geniş ailemize annemle birlikte katılmaktadırlar. Gençliğinde folklor ve kayak sporuyla ilgilenmiş ve gözüpekliği ile takılan “Deli Zorlu” lakabı, 30 lu yaşlarında hacca gittikten sonra “Hacı Zorlu” ya evrilmiştir. En büyük zevki, yol olmayan yerlerden 4 çeker aracıyla dağ bayır aşmaktır.

İşte böyle… Bu kadar geniş bir kadro ile “iyi insan” olma konusunda iyi yol aldığımı, daha da eğitimin uzun yıllar süreceğini düşünüyorum. Özellikle ebeveynlerimin uzun yıllara dayanan tecrübelerinden yararlanabilmek en büyük dileğim. Yaşam sözkonusu olduğunda doğrudan öğrenmek, deneme yanılma yönteminden çok daha gereklidir. Zira hayat yanlışlarla sarf edilemeyecek kadar değerlidir.